enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
13,7194
EURO
15,5684
ALTIN
786,58
BIST
1.910
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sağanak Yağışlı
15°C
İstanbul
15°C
Sağanak Yağışlı
Pazar Çok Bulutlu
14°C
Pazartesi Çok Bulutlu
17°C
Salı Sağanak Yağışlı
15°C
Çarşamba Sağanak Yağışlı
14°C

Uzman Uyardı: “Koronavirüs Sonrası Büyük Artış Var”

Uzman Uyardı: “Koronavirüs Sonrası Büyük Artış Var”
1 Kasım 2021 14:15
A+
A-

Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Tuncay Hazırolan, Türkiye’de pandeminin ilk dalgalarında en çok akciğer tomografisi çekilirken, bugün koronavirüs sonrası etkiyle özellikle kalp görüntüleme tetkiklerinin yoğun olarak yapıldığını söyledi.

Türk Radyoloji Derneği (TRD) tarafından Antalya’da 26-31 Ekim tarihleri arasında “42. Ulusal Radyoloji Kongresi düzenlendi. TÜRKRAD 2021’de tomografi, MR ultrason, röntgen, doppler görüntüleme gibi radyolojinin tüm alanlarıyla ilgili bilimsel oturumlar düzenlendi. Kongreye yerli ve yabancı binden fazla radyoloji uzmanı ve bilim insanı katıldı.

Düzenlenen basın toplantısında konuşan Kongre Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kamil Karaali, Kongre Genel Sekreteri Prof. Dr. Pınar N. Koşar ile Türk Radyoloji Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Tuncay Hazırolan, önemli açıklamalarda bulundu. Basın toplantısında, Türkiye’de 5 bine yakın radyoloğun görev yaptığına işaret edilerek radyolojik yöntemlerin kullanım sıklığının tüm dünyada artış gösterdiği ve teknolojinin getirdiği normal bir süreç olduğuna değinildi. Ülkemizdeki en önemli sıkıntının ise “radyolojik görüntülemenin hasta muayenesinin yerini alması” olduğu ifade edildi.

“COVİD’E BAĞLI MİYOKARDİT’TE ARTIŞ VAR”

Dernek ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Tuncay Hazırolan, pandeminin en alevli olduğu dönemde en çok akciğer görüntülemeleri yapıldığını, bugünlerde ise koronavirüs sonrası etkiyle hastalığı geçirenlerde artan miyokardit (kalp enfeksiyonu) vakalarından dolayı kalp görüntülemelerinde büyük artış olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Hazırolan, “Covid’in en alevli olduğu dönemlerde aslında total radyolojik tetkik sayısında bir artış olmadı. Ama asimetrik olarak toraks BT yani akciğer tomografilerinde çok fazla artış yaşandı. Normalde bir cihaz günde 10-15 arasında toraks BT çekerken, bir anda günlük 200-250’lere kadar çıktı. Diğer polikliniklerin kapanması, insanların hastaneye gidememesi nedeniyle radyolojik takiplerimiz de aksadı. Hatta o dönemde pek çok hasta kontrole gelemediği için hastalığı ilerledi, özellikle yaşlı hastalarda çok ciddi sıkıntılar ortaya çıktı. Günümüzde ise hala çok sayıda Covid vakamız var, günlük neredeyse 30 binleri geçen vaka sayıları görüyoruz. Covid akciğerde özellikle yıpratıcı olabiliyor, kalıcı hasarlar bırakabiliyor. Covid deyince aklınıza sadece akciğer geliyor ama aslında vücudun her tarafını tutuyor bu hastalık. Şimdi şöyle bir grup görmeye başladık, özellikle kalpte miyokardit dediğimiz kalp enfeksiyonuna yol açabiliyor bu hastalık. Hem çocuklarda, hem büyüklerde Covid’e bağlı miyokardit sayısında da bariz artış olduğunu gözlüyoruz. Buna bağlı görüntülemelerde ciddi bir artış var” dedi.

“TOPLUM SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNDEN ÇEKİNİYORUZ AÇIKÇASI”

Türkiye’nin cihaz başına düşen hasta sayısında hem MR hem de tomografi açısından OECD ülkeleri içinde ilk 3 sırada yer aldığına da dikkat çeken Prof. Dr. Hazırolan, “Bunun toplum sağlığı üzerindeki etkilerinden çekiniyoruz açıkçası. Aşırı görüntüleme tetkiki hem ülkeye ekonomik anlamda yük yaratıyor hem de toplumsal radyasyon oranı artabiliyor. MR çekimlerde de belli koşullarda bazı hastalar için kontrast madde riski var. Bu sayıları azaltmamız gerekiyor. Halkta ve doktorlarda ‘muayene’ alışkanlığı ortadan kalktı. Kısa hasta görme sürüleri ve çok hasta yüzünden hastalar muayene edilmeden, şikayeti dinlenmeden direkt tetkike yönlendiriliyor. Normalde hastanın doktora şikayetini anlatıp doktorun da hastaya fizik muayene yani vücuttaki bulgulara göre tanı koyması gerekirken bizim toplumumuzda doktorlarda hastanın hikayesini bile almadan, hiç muayene yapmadan direkt tetkiğe göndermek gibi bir alışkanlık meydana geldi. Bu hem tetkik sayısını artırıyor, hem de hastaların çoğu zaman yanlış gereksiz tetkik yaptırmasına sebep oluyor” diye konuştu.

“HER BEL FITIĞI HASTASINA MR GEREKMEZ!”

Bu sorunun muayene sürelerinin çok kısa olmasıyla oluştuğunu belirten Prof. Dr. Hazırolan, şunları söyledi:

“Hasta muayenesi yeterli sürede yapılamadığı için doktorlar da hem hastayı, hem malpraktise karşı kendilerini koruyabilmek için radyolojik görüntülemelere çok sık yönlendiriyor hastaları. Burada en önemli basamak doktorlara yeterli muayene süresi tanınması. Bu gerekesiz tetkikler, gerçekten görüntülemeye ihtiyacı olan hastalarda da tetkike ulaşma süresini uzatıyor. Yani kısa sürede MR veya tomografi çektirmesi gereken hasta, aşırı çekimler yüzünden zamanında yaptıramıyor. Radyolojik görüntüleme yöntemleri tedavi edici yöntemler değil. Tanı koydurucu ve takip etmede kullanılan yöntemlerdir. Çoğu hastalıkta da aslında görüntüleme yapmanıza gerek bile olmaz. Örneğin fizik muayene ile bel fıtığına çok rahat teşhis koyabilirsiniz. Ama bizim ülkemizde hepsine MR çekiliyor. Bu MR çekiminin de çok acil olarak yapılması gerekmez aslında. Örneğin tümör şüphesiyle bir hastaya radyolojik görüntüleme istendiğinde o hasta için aciliyet vardır. Bir an önce görüntülemesinin yapılıp tedavisinin planlanması gerekir. Hekimlerin hastalarına bu çekimleri isterken acil olup olmadığını belirtmesi önemli bu nedenle.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.