enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
33,0372
EURO
35,9878
ALTIN
2.559,61
BIST
11.064,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
32°C
İstanbul
32°C
Açık
Pazartesi Parçalı Bulutlu
33°C
Salı Parçalı Bulutlu
33°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
34°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
33°C

Özcan Deniz: Zalimlik Bu Sene de Sahnelendi

Özcan Deniz: Zalimlik Bu Sene de Sahnelendi
30 Nisan 2022 10:06
A+
A-

Feyza Aktan’dan boşanan Özcan Deniz, eski eşine ateş püskürdü. Oğlu Kuzey’in 4. yaş gününde kendisinden kaçırıldığını söyleyen ünlü şarkıcı, “Geçen yıl oğlumun doğum gününde yaşadığım zalimlik bu sene de sahnelendi.” dedi.

Deniz, 4. yaş gününde oğlu Kuzey’in kendisinden kaçırıldığını söyledi. Deniz, “Geçen yıl oğlumun doğum gününde yaşadığım zalimlik bu sene de sahnelendi.” dedi.

Sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Özcan Deniz, sert ifadelere yer verdi:

Aynı oyun yeniden sahnelendi. Yine aylardan nisan, yine sen benden uzaklara kaçırıldın ve yine kötüler konseyi bir şeylerin peşinde! Muhtemelen geçen yıl olduğu gibi, Anneler Günü için de bir Instagram şovu hazırlanıyor. ‘Mağduru’ oynamanın tadına varıldı çünkü. Sonuç alamadıkça seni kullanmaktan bir adım bile geri atmadan aynı filmi tekrar tekrar oynuyorlar.

Daha önceki oyun beni velayet davasından geri çekmek içindi, şimdi ise işledikleri suçlara göz yummamı sağlamak. Aslında affetmiştim, ama galiba amaç aynı zamanda haber olmayı da sağlamak (çünkü geçen sene çalışmıştı bu) ve ulaşılamayan hedeflere ulaşmak! Bunun için de çok güzel kullandılar herkesi. Sessizliğimi ve çaresizliğimi de sonuna kadar sömürdüler. Senin tek suçun benim oğlum olman. Bir garibanın oğlu olsaydın çoktan seni kapıma bırakıp kayıplara karışmışlardı.

Normal şartlarda 5 metre bile yakınıma yaklaşamayacak insanlara bu cesareti ben verdim. Öyle ki; senin gözünün önünde babana tekme tokat girişecek kadar taraflı programlara çıkıp şuursuzca ‘bir daha olsa bir daha yaparım’ diyerek tehdit edecek kadar senin tek hayat garantin olan babanın 30 yıllık kariyerini ve emeğini iftiralarla bitirmeye çalışacak kadar, benden 700 km öteye kanunları, haklarımızı, senin menfaatlerini hiçe sayıp götürecek kadar cesaretlendiler.

Benim onayım ve haberim olmadan seninle ilişkimizi çıkmaza sokacak kadar uzağa, bir bilinmeze sürüklediler. Daha doğrusu taşındılar. Ve giderken değil, gittiğinizde bana haber verildi. Samimiyetsiz “iyi niyet” davranışları sergileyerek, işlenilen şuçu hafifletmeye çalışıyorlar. (istediğin zaman gelip görebilirsin v.s)

Seni oraya gelip alarak otellerde, sana ait olmayan odalarda ve ortamlarda görmemi sağlamaya çalışıyorlar..Öyle olsun ki bir daha geldiğimde otele gitme fikri senin benimle gelmeni engellesin diye. Bana en azından bir hazırlık yapma şansı bile tanınmadı. Ve orada seni almaya geldiğimde, senin yanında ne gibi bir saldırıya uğrayacağım belli değil. Çok belli oraya çekilmeye çalışılıyorum.

“AYNI FİLM OYNANIYOR”

Ben burada, odanın olduğu oyuncaklarının olduğu, arkadaşlarının ve seni seven onca insanın olduğu evinde bekliyorum oğlum seni. Üç haftadır göremiyorum seni. Senden özür diliyorum bu cesareti onlara taa baştan verdiğim için.Önce doğum günü hazırlıkların bana “göndericem” diye yaptırıldı sonra kanunlara ve bize verilen haklara bile karşı gelerek götürüldün. Tıpkı geçen doğum gününde yapıldığı gibi. Dedim ya “aynı film oynanıyor.

“AMAÇ KENDİLERİNE ARABA ALDIRMAKTI”

Okula yazdırdım, okuldan alındın ve sonra “bizi eve hapsettin” diye akla zarar gerekçeler gösterildi. Amaç kendilerine araba aldırtmaktı. Yani mal talebiydi. Alırdım sorun değil ama “oğlumun kemerini bağlamadan arabaya bindiremessin” dediğimde bana alaycı mesajlar attılar. Ben senin güvenliğini tehlikeye atarak bunu yapamazdım.

Birçok ailenin hayalini kurup oturamadığı eve “dağ başı burası” dendi ve götürüldün. Bu “dağ başı” denilen yer babanın ve bir çok kuzeninin oturduğu, deniz seviyesinde, her türlü ihtiyacının (okul ve hastanen de dahil) yürüme mesafesinde olduğu medeni ve imkanlarla dolu, şehir büyüklüğünde bir yer.

Kaç babalar günümüz, 23 nisanımız, bayramımımız ve kaç doğum günümüz katledildi! Hepsi defterimde yazıyor oğlum. Keşke böyle olmasaydı ve keşke herkes payına düşeni yaşayıp seni mutlu etmek için benim kadar çıkarsız uğraşsaydı.

Ama artık üzülmüyorum. Hatta hüzünlü de olsam “mutluyum”. Çünkü bu zalimlikler seni ve beni daha mutlu günlere hazırlıyor. Ben yine hep olduğu gibi adalete inanıyor ve yerini bulacağı günü bekliyorum. Senin haklarını korumak için o mahkeme kapılarında 1 saniye bile yüksünmeden hazır bekleyeceğim. Seni çok ama çok seviyorum oğlum. Mutlu yaşlar.

Bu mektup herkese “Hiç duyar kasmayın. Kimse ilgilenmek zorunda da değil. Hak hukuk tanımadan, ne olup bittiğini bilmeden, benim sessizliğimi de fırsat bilip cesaretlendirdiğiniz icin siz de en az benim kadar suçlusunuz. (lafım herkese degil. Bilen biliyor) Ben oğlum kullanılarak oynanan bir oyunu bozmaya çalışıyorum.Burada oğlunu korumaya çalışan bir babadan öte biri değilim.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.